EKAV-Tres Specula -Üç Yansıma Sergi-Yılmaz Parlar

New Page 1 FOTO MAGAZİN
 


 
 
 

 Ekav’da Işık, Form Ve Ruhun Büyüleyici Buluşması

Sanatın Zirvesi

İnci Galerinin İnci Sanatçıları; Üç Yansıma, Tek Ruh

Sanat…
İnsanın kendini en derin, en saf ve en zamansız ifade edebildiği alan. Bir toplumun hafızası, ruhu ve geleceğe bıraktığı en güçlü izdir.

Sanatın olduğu yerde estetik vardır, düşünce vardır, zarafet vardır. Ve bazı anlar vardır ki; sanat sadece sergilenmez, adeta yaşanır… İşte o anlardan biri, İstanbul’un kalbinde gerçekleşti.



Ritz-Carlton’da Sanatın En Zarif Gecesi

İstanbul’un en prestijli noktalarından The Ritz-Carlton Hotel bünyesinde yer alan Ekavart Gallery, 7 Nisan – 7 Mayıs 2026 tarihleri arasında sanat dünyasına damga vuracak bir sergiye ev sahipliği yapıyor: “Tres Specula / Üç Yansıma”.

Açılış gecesi ise adeta bir elitler buluşmasıydı. Sanat, iş ve cemiyet hayatının seçkin isimleri; zarafet, stil ve kültürün kusursuz uyum içinde buluştuğu bu özel davette bir araya geldi.

Her detayın incelikle düşünüldüğü gece, yalnızca bir sergi açılışı değil; aynı zamanda yüksek estetiğin sahne aldığı bir sanat şöleni olarak hafızalara kazındı.



EKAV’ın Vizyonu, İnci Aksoy’un Sanata İmzası

Bu büyüleyici atmosferin arkasında ise güçlü bir vizyon var. EKAV Eğitim Kültür ve Araştırma Vakfı çatısı altında faaliyet gösteren Ekavart Gallery, yalnızca bir sergi alanı değil; sanatın nefes aldığı bir kültür platformu.

Galerinin kurucusu ve sanat vizyonunun mimarı İnci Aksoy ise sanat dünyasında fark yaratan bir isim.
Aksoy’un yaklaşımı, klasik galericilik anlayışının ötesinde:

Sanatı yalnızca sergilemiyor, yaşatan bir deneyime dönüştürüyor

Sanatçı ile izleyici arasında duygusal ve düşünsel bir köprü kuruyor

Genç sanatçıları destekleyerek geleceğe estetik bir miras inşa ediyor

Onun dokunuşuyla Ekavart Gallery, adeta İstanbul’un kültür haritasında ışıltılı bir sanat mabedi haline geliyor.



Üç Sanatçı, Üç Güçlü Yansıma

“Tres Specula / Üç Yansıma” sergisi, farklı disiplinlerde üretim yapan üç önemli sanatçıyı ortak bir düşünsel zeminde buluşturuyor;

Çiçek Benardete , Pembe Tüzüner, Tina Varon

Latince “üç ayna” anlamına gelen sergi, sanatın yansıtma gücünü merkezine alıyor. Her sanatçı, kendi malzemesi ve diliyle gerçekliği yeniden kurarken; izleyiciye yalnızca görsel değil, duygusal ve düşünsel bir derinlik sunuyor.

Zaman, Doğa ve Dönüşümün Sanatsal Yorumu



Çiçek Benardete, izleyiciyi 60’lar ve 70’lerin büyülü sosyal atmosferine götürüyor. Gece hayatı, dans, sosyalleşme… Her tuval, geçmişin yaşayan bir sahnesi gibi.



Pembe Tüzüner, metalin sertliğini doğanın akışkanlığıyla buluşturuyor. Kuşlar, çiçekler ve soyut formlar; özgürlük ve dönüşümün simgesi haline geliyor.



Tina Varon ise kırılganlık ile güç arasındaki ince çizgide yürüyerek; cam, metal ve form üzerinden varoluşun estetik gerilimini gözler önüne seriyor.



Sanatın Üç Boyutlu Deneyimi

Bu sergi, yalnızca izlenen değil; hissedilen, düşünülen ve içselleştirilen bir deneyim sunuyor.
Form, ışık ve yüzey arasındaki ilişki; mekânla bütünleşerek ziyaretçiyi çok katmanlı bir sanat yolculuğuna çıkarıyor.



Bir Sergiden Fazlası

Tres Specula / Üç Yansıma”, İstanbul’un sanat sahnesinde sadece bir sergi değil;
estetik, vizyon ve kültürün kusursuz birleşimi olarak öne çıkıyor.

Ekavart Gallery ve İnci Aksoy’un öncülüğünde hayat bulan bu özel proje, sanatın birleştirici gücünü bir kez daha gözler önüne sererken; izleyicilere unutulmaz bir deneyim vadediyor.

yilmazparlar@yahoo.com

The Mesmerizing Encounter of Light, Form and Soul at Ekav

The Pinnacle of Art

The Pearl Artists of a Pearl Gallery; Three Reflections, One Soul

Art…
The purest, deepest, and most timeless way for humanity to express itself. It is the memory of a society, its soul, and the most powerful mark it leaves for the future.
Where there is art, there is aesthetics, there is thought, there is elegance. And there are moments when art is not merely exhibited—it is truly lived… One of those moments took place in the heart of Istanbul.

The Most Elegant Night of Art at The Ritz-Carlton

Located within one of Istanbul’s most prestigious landmarks, The Ritz-Carlton Hotel, Ekavart Gallery is hosting an exhibition set to leave a lasting mark on the art world between April 7 – May 7, 2026: “Tres Specula / Three Reflections.”

The opening night was nothing short of an elite gathering. Distinguished figures from the worlds of art, business, and high society came together at this exclusive event where elegance, style, and culture met in perfect harmony.

With every detail meticulously curated, the evening was not just an exhibition opening; it became a refined celebration of high aesthetics—an unforgettable artistic spectacle.

EKAV’s Vision, İnci Aksoy’s Signature on Art

Behind this enchanting atmosphere lies a powerful vision. Operating under the umbrella of EKAV Education, Culture and Research Foundation, Ekavart Gallery is not merely an exhibition space—it is a living cultural platform where art breathes.

The gallery’s founder and the architect of its artistic vision, İnci Aksoy, stands out as a remarkable figure in the art world.

Her approach transcends traditional gallery concepts:

She transforms art from something displayed into something experienced

She builds a deep emotional and intellectual bridge between artist and audience

She supports emerging talents, creating an aesthetic legacy for the future

With her touch, Ekavart Gallery becomes a radiant sanctuary of art on Istanbul’s cultural map.

Three Artists, Three Powerful Reflections

The exhibition “Tres Specula / Three Reflections” brings together three distinguished artists from different disciplines on a shared conceptual ground:

Çiçek Benardete, Pembe Tüzüner, Tina Varon

Meaning “three mirrors” in Latin, the exhibition centers on the reflective power of art. Each artist reconstructs reality through their own material and language, offering not only visual richness but also emotional and intellectual depth.

An Artistic Interpretation of Time, Nature and Transformation

Çiçek Benardete invites viewers into the enchanting social atmosphere of the 1960s and 1970s. Nightlife, dance, and social scenes—each canvas feels like a living fragment of the past.

Pembe Tüzüner merges the rigidity of metal with the fluidity of nature. Birds, flowers, and abstract forms emerge as symbols of freedom and transformation.

Tina Varon walks the delicate line between fragility and strength, revealing the aesthetic tension of existence through glass, metal, and form.

A Three-Dimensional Experience of Art

This exhibition offers more than something to observe—it is something to feel, contemplate, and internalize.

The relationship between form, light, and surface integrates with space, guiding visitors through a multi-layered artistic journey.

More Than an Exhibition

Tres Specula / Three Reflections” is not just an exhibition in Istanbul’s art scene;
it stands out as a flawless fusion of aesthetics, vision, and culture.

Brought to life under the leadership of Ekavart Gallery and İnci Aksoy, this exceptional project once again highlights the unifying power of art, promising visitors an unforgettable experience.

yilmazparlar@yahoo.com

İKSV-45. İstanbul Film Festivali -Yılmaz Parlar

  İKSV-İstanbul Film Festivali Yine Sahneye Çıkıyor

Sinemanın Birleştirici Gücü

 Dünyanın dört bir yanında kültürler arasında köprü kuran film festivalleri, yalnızca sinema sanatının değil, aynı zamanda toplumsal diyalogun, yaratıcılığın ve evrensel anlatının en güçlü platformları arasında yer alıyor.

İstanbul gibi tarihsel ve kültürel zenginliğiyle öne çıkan bir metropolde düzenlenen İstanbul Film Festivali ise, bu anlamda sadece bir etkinlik değil; şehrin ruhunu beyaz perdeye taşıyan büyük bir sanat şöleni niteliği taşıyor.

Türkiye’nin kültür-sanat alanındaki en köklü kurumlarından biri olan İstanbul Kültür Sanat Vakfı, 45 yıldır sürdürdüğü İstanbul Film Festivali ile hem ulusal hem de uluslararası sinema dünyasına yön vermeye devam ediyor.

Genç sinemacılara sunduğu fırsatlar, uluslararası iş birlikleri ve kültürel çeşitliliğe verdiği önemle İKSV, yalnızca bir organizatör değil; aynı zamanda sinemanın gelişimine katkı sunan güçlü bir kültür elçisi olarak öne çıkıyor.

45. İstanbul Film Festivali Basına Tanıtıldı

45.İstanbul Film Festivali’nin programı, 23 Mart 2026 Pazartesi günü The Marmara Hotelde düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna açıklandı.

9–19 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek festival, bu yıl da sinemaseverlere dopdolu bir program sunmaya hazırlanıyor.

Toplantıya; İKSV Genel Müdür Yardımcısı Yeşim Gürer Oymak , Aktif Bank Genel Müdürü Ayşegül Adaca Oğan , Festival Direktörü Kerem Ayan Köprüde Buluşmalar Yöneticisi Pınar Evrenosoğlu katılarak festivalin detaylarını paylaştı.

 Festivalin Güçlü Destek Ağı

Festival, ana sponsor N Kolay desteğiyle hayata geçirilirken, birçok önemli kurum ve marka da organizasyona katkı sağlıyor.

Yüksek katkı sağlayan kuruluşlar arasında Anadolu Efes yer alırken; Kahve Dünyası, Zurich Sigorta, CUPRA ve daha birçok marka festival partnerleri arasında bulunuyor.

Festival mekânları ise İstanbul’un iki yakasına yayılıyor.
Beyoğlu’nda Atlas 1948 ve Beyoğlu Sineması, Kadıköy’de Sinematek/Sinema Evi ve Nautilus, Şişli’de ise City’s Nişantaşı sinemaseverleri ağırlayacak.

İKSV’den Gurur ve Vizyon Mesajı

İKSV Genel Müdür Yardımcısı Yeşim Gürer Oymak, konuşmasında festivalin 45 yıllık yolculuğuna vurgu yaparak şunları söyledi:

“Festivalin Türkiye’nin en büyük sinema etkinliklerinden biri olduğunu , Uluslararası yarışmalarla sinemacılara görünürlük sağladığını, Genç sanatçıların desteklenmesinin öncelikli hedefleri arasında yer aldığını, gençlere özel uygun fiyatlı bilet uygulamasının bu yıl da devam edeceğini belirtti.”

Ana Sponsor N Kolay’dan Kültüre Destek Vurgusu

Aktif Bank Genel Müdürü Ayşegül Adaca Oğan ise festivalin toplumsal etkisine dikkat çekerek:

“Sinemanın evrensel diliyle insanları bir araya getirdiğini , Kültürel çeşitliliği ve yaratıcı üretimi desteklemenin önemini, Bu iş birliğinin sürdürülebilirlik vizyonlarının bir parçası olduğunu ifade etti.”

Köprüde Buluşmalar 27. Yılında

Festival kapsamında düzenlenen ve sektörün en önemli platformlarından biri olan “Köprüde Buluşmalar”, bu yıl 27. yaşını kutluyor.

Pınar Evrenosoğlu’nun açıklamalarına göre: 14–16 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilecek

60’tan fazla uluslararası sektör temsilcisi katılacak 23 proje sunulacak , Türkiye’nin yanı sıra İran, Gürcistan ve Arnavutluk’tan projeler yer alacak

Platform, sinemacılara uluslararası ortak yapım fırsatları sunmaya devam ediyor.

Festival Programı,  Zengin ve Çok Katmanlı

45.İstanbul Film Festivali’nde öne çıkan bölümler:

N Kolay Galaları, Sezonun merak edilen filmleri

Genç Ustalar, Yeni nesil yönetmenler

Belgesel Kuşağı, Güncel konulara odaklanan yapımlar

Devriâlem, Dünya sinemasından seçkiler

Heyula,  Deneysel ve sınırları zorlayan filmler

Dünden Bugüne Klasikler, Restore edilmiş kült yapımlar

Açılış Filmi, “Üç Veda”

Festivalin açılışı, Katalan yönetmen Isabel Coixet imzalı “Three Goodbyes / Üç Veda” filmiyle yapılacak.

Başrollerinde Alba Rohrwacher ve Elio Germano yer aldığı film, duygusal anlatımıyla dikkat çekiyor.

Yarışmalar ve Ödüller

Festival kapsamında: Altın Lale Yarışması , Yeni BakışlarKısa Film Yarışması  gibi bölümlerle yerli ve yabancı sinemacılar desteklenmeye devam edecek.

 İstanbul, Film Gibi Şehir

Bu yıl festival, “İstanbul, film gibi şehir. Kendisi de festivali de soluksuz izlenir” mottosuyla sinemaseverlerle buluşacak.

İstanbul’un kaotik ama büyüleyici yapısı, festivalin konseptinde bir film platosu gibi ele alınarak sinema ile şehir arasında güçlü bir bağ kuruluyor.

İstanbul Yine Sinemanın Kalbi Olacak

45. İstanbul Film Festivali, yalnızca film gösterimlerinden ibaret olmayan; genç yetenekleri destekleyen, uluslararası iş birlikleri yaratan ve İstanbul’u küresel sinema haritasında güçlü bir noktaya taşıyan dev bir kültür organizasyonu olarak dikkat çekiyor.

9–19 Nisan tarihleri arasında İstanbul, bir kez daha sinemanın büyüsüyle nefes alacak.

yilmazparlar@yahoo.com

IKSV – Istanbul Film Festival Takes the Stage Again

The Unifying Power of Cinema

Film festivals, which build bridges between cultures all around the world, stand out as some of the most powerful platforms not only for the art of cinema but also for social dialogue, creativity, and universal storytelling.

The Istanbul Film Festival, held in a metropolis distinguished by its historical and cultural richness like Istanbul, is not merely an event in this sense; it is a grand celebration of art that brings the spirit of the city to the silver screen.

One of Türkiye’s most well-established cultural institutions, Istanbul Foundation for Culture and Arts, has been shaping both the national and international cinema scene for 45 years through the Istanbul Film Festival.

With the opportunities it offers to young filmmakers, its international collaborations, and its commitment to cultural diversity, IKSV stands out not only as an organizer but also as a powerful cultural ambassador contributing to the development of cinema.

45th Istanbul Film Festival Introduced to the Press

The program of the 45th Istanbul Film Festival was announced to the public at a press conference held on Monday, March 23, 2026, at The Marmara Hotel.

The festival, which will take place between April 9–19, 2026, is once again preparing to offer a rich and diverse program for cinema lovers.

Speakers at the press conference included IKSV Deputy Director General Yeşim Gürer Oymak, Aktif Bank CEO Ayşegül Adaca Oğan, Festival Director Kerem Ayan, and Meetings on the Bridge Manager Pınar Evrenosoğlu, who shared the details of the festival.

A Strong Network of Support

The festival is made possible with the main sponsorship of N Kolay, alongside the support of numerous institutions and brands.

Among the major contributors is Anadolu Efes, while Kahve Dünyası, Zurich Insurance, CUPRA, and many other brands are listed among the festival partners.

Festival venues are spread across both sides of Istanbul.
Atlas 1948 and Beyoğlu Cinema in Beyoğlu, Sinematek/Sinema Evi and Nautilus in Kadıköy, and City’s Nişantaşı in Şişli will host audiences.

A Message of Pride and Vision from IKSV

IKSV Deputy Director General Yeşim Gürer Oymak emphasized the 45-year journey of the festival, stating that:

“The festival is one of the largest cinema events in Türkiye, provides visibility to filmmakers through international competitions, prioritizes the  support of young artists, and continues to offer affordable ticket options for young audiences this year as well.”

Cultural Support from Main Sponsor N Kolay

Aktif Bank CEO Ayşegül Adaca Oğan highlighted the social impact of the festival, stating:

“Cinema brings people together through its universal language, supports cultural diversity and creative production, and this collaboration is part of our sustainability vision.”

Meetings on the Bridge Celebrates Its 27th Year

“Meetings on the Bridge,” one of the most significant industry platforms within the festival, celebrates its 27th year.

According to Pınar Evrenosoğlu:
It will be held between April 14–16,
More than 60 international industry representatives will attend,
23 projects will be presented,
Projects from Iran, Georgia, and Albania will be included alongside Türkiye.

The platform continues to provide international co-production opportunities for filmmakers.

Festival Program: Rich and Multi-Layered

Highlights of the 45th Istanbul Film Festival include:

N Kolay Galas, Highly anticipated films of the season

Young Masters, New generation directors

 Documentary Section,  Productions focusing on current issues

 Around the World,Selections from world cinema

 Heyula, Experimental and boundary-pushing films

 Classics Revisited, Restored and cult films

 Opening Film, “Three Goodbyes”

The festival will open with “Three Goodbyes / Üç Veda,” directed by Isabel Coixet.

Starring Alba Rohrwacher and Elio Germano, the film draws attention with its emotional narrative.

Competitions and Awards

Within the scope of the festival:
Golden Tulip Competition, New Perspectives, and Short Film Competition will continue to support both local and international filmmakers.

İstanbul, A City Like a Film

This year, the festival meets audiences with the motto:
“Istanbul, a city like a film. Both the city and the festival are breathtaking to watch.”

The chaotic yet mesmerizing nature of Istanbul is presented as a film set within the festival’s concept, establishing a strong connection between cinema and the city.

Istanbul Will Once Again Be the Heart of Cinema

The 45th Istanbul Film Festival stands out as a major cultural event that goes beyond film screenings—supporting young talents, fostering international collaborations, and positioning Istanbul as a key player on the global cinema map.

Between April 9–19, Istanbul will once again breathe with the magic of cinema.

yilmazparlar@yahoo.com

L'été de Jahia- Jahia’nın Yazı-Yılmaz Parlar

 

L'été de Jahia- Jahia’nın Yazı

Savaşın Gölgesinde Göç Gerçeği

Jahia’nın Yazı” İstanbul’da Sinemaseverlerle Buluştu

Savaşların yarattığı yıkım yalnızca cephelerde kalmıyor; milyonlarca insanın hayatını kökten değiştirerek onları göç yollarına sürüklüyor. Günümüz dünyasında savaşın en acı sonuçlarından biri olan zorunlu göç, özellikle çocukların hayatında derin izler bırakıyor. İşte bu dramatik gerçeği insan hikâyeleri üzerinden anlatan “Jahia’nın Yazı” filmi, İstanbul’da sinemaseverlerle buluştu.

İstanbul’da kültür ve sanat hayatına önemli katkılar sunan Frankofon Film Festivali, farklı coğrafyalardan güçlü hikâyeleri sinemaseverlerle buluşturmaya devam ediyor.

Festival kapsamında Fransa, Belçika ve Lüksemburg ortak yapımı “Jahia’nın Yazı” filmi İstanbul’da izleyiciyle buluştu.

Gösterim, Institut français Türkiye ile Belçika İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğiyle gerçekleştirildi ve İstanbul’daki sinema ile kültür-sanat çevrelerinden yoğun ilgi gördü.

Film Öncesi Açılış Konuşmaları

Film gösterimi öncesinde Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton, Belçika’nın İstanbul Başkonsolosu Tim Van Anderlecht ve filmin yönetmeni Olivier Meys birer açılış konuşması gerçekleştirdi.

Fransa İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton konuşmasında, yönetmen Olivier Meys’e İstanbul’a geldiği için teşekkür ederek filmin gençlik, sürgün ve kimlik temalarını son derece etkileyici bir şekilde ele aldığını ifade etti.

Belçika İstanbul Başkonsolosu Tim Van Anderlecht ise yönetmen Olivier Meys’i yaklaşık 20 yıldır tanıdığını belirterek, sinema kariyerinde önemli çalışmalara imza attığını söyledi. Anderlecht konuşmasında göç konusunun hem Türkiye hem de Avrupa açısından önemli bir toplumsal gerçeklik olduğuna dikkat çekti.

Yönetmen Olivier Meys ise konuşmasında Türkiye’de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, filmin farklı kültürlerden gelen iki genç kız arasındaki dostluğu anlatarak insanları birbirine bağlayan ortak değerleri ortaya koymayı amaçladığını ifade etti.

Göç, Dostluk ve Umudun Hikâyesi

91 dakikalık film, savaşın gölgesinde geçen bir çocukluk hikâyesini etkileyici bir anlatımla beyaz perdeye taşıyor. Filmde, Sahel bölgesindeki savaştan annesiyle birlikte kaçan 15 yaşındaki Jahia’nın hayat mücadelesi anlatılırken, Beyaz Rusya’dan ayrılmak zorunda kalan Mila ile yollarının kesişmesiyle gelişen güçlü dostluk dikkat çekiyor.

Farklı geçmişlere sahip iki genç kızın yalnızlıklarının kesiştiği bu yaz, onların hayatında unutulmaz bir dönüm noktasına dönüşüyor.

Film, göç, kimlik, aidiyet ve umut gibi evrensel temaları sade ama güçlü bir sinema diliyle ele alıyor.

Yönetmen Olivier Meys ile Söyleşi

Gösterimin ardından filmin yönetmeni Olivier Meys ile bir söyleşi gerçekleştirildi. Yönetmen Meys, filmin ortaya çıkış sürecini, göç teması üzerine yaptığı araştırmaları ve karakterlerin duygusal dünyasını izleyicilerle paylaştı.

Söyleşi bölümünde katılımcılar yönetmene filmle ilgili çeşitli sorular yöneltirken, göç ve savaş konularının sinema aracılığıyla insani bir perspektiften ele alınmasının önemine dikkat çekildi.

Değerlendirmeye  Gelince;

Gösterim sonrasında değerlendirmede bulunmamıza gelince; Gazeteci olarak, filmin verdiği mesajın yalnızca sinema açısından değil, insanlık açısından da önemli olduğunu vurgulamak isterim .

Bu tür filmler insanların, daha doğrusu özellikle politikacıların savaş konusundaki bakışını etkileyebilirse, belki de dünyada milyonlarca insanın yaşadığı göç dramı yaşanmaz.

Sinema bazen politikadan daha güçlü bir vicdan çağrısı yapabilir. Şeklinde diyebilirim.

Frankofon Film Festivali kapsamında düzenlenen bu özel gösterim, savaşın tetiklediği göç dramını insani bir bakış açısıyla ele almasıyla izleyiciler üzerinde güçlü bir etki bıraktı.

yilmazparlar@yahoo.com

L'été de Jahia- Jahia’s Summer

War, Migration and Humanity

 “Jahia’s Summer” Meets Cinema Lovers in Istanbul

Wars do not only destroy cities and societies; they also force millions of people to leave their homes and begin uncertain journeys of migration. One of the most painful consequences of war today is the displacement of families and children. The film “Jahia’s Summer” brings this reality to the screen through a deeply human story.

The screening was held within the Francophone Film Festival and organized by Institut français Türkiye in cooperation with the Belçika İstanbul Başkonsolosluğu.

Opening Remarks

Before the screening, opening speeches were delivered by Nadia Fanton, Tim Van Anderlecht and the film’s director Olivier Meys.

They emphasized that the film explores themes such as youth, exile, identity and migration, and highlights the importance of human connections across cultures.

A Story of Migration, Friendship and Hope

The 91-minute film tells the story of 15-year-old Jahia, who escapes the war in the Sahel region with her mother, and Mila, who leaves Belarus with her family. During one summer, their loneliness intersects and a powerful friendship emerges.

Through this emotional narrative, the film explores universal themes such as migration, identity, belonging and hope.

Discussion with Director Olivier Meys

After the screening, director Olivier Meys joined the audience for a Q&A session and shared insights about the inspiration behind the film and the emotional depth of its characters.

Regarding the Evaluation

As for providing an evaluation after the screening: As a journalist, I would like to emphasize that the film's message is important not only from a cinematic perspective but also from a humanitarian standpoint.

If films like this can influence people's—more specifically, politicians'—perspectives on war, perhaps the tragedy of migration experienced by millions of people in the world could be avoided.

Cinema can sometimes make a more powerful appeal to conscience than politics.

This special screening, organized as part of the Francophone Film Festival, left a strong impact on the audience by addressing the tragedy of migration triggered by war from a humanistic perspective.

yilmazparlar@yahoo.com

Batum’da Halk Sanatlarının Kalbi-Yılmaz Parlar

  

Batum'un Kültürel, Devlet Sanat Merkezi, Gelenekleri Canlandırıyor, Yeni Nesilleri Sanatla Buluşturuyor

Ajara Halk Sanat Okulu – Kültürün, Folklorun ve Geleceğin Işığı, Geleceğe Miras Bırakan Bir Merkez

Batum, Karadeniz'in inci tanıtımını sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda zengin kültürel üretimleriyle da hak ediyor.

Gürcistan’ın kültür kenti Batum, sadece Karadeniz’in ışıltısıyla değil, aynı zamanda köklü Kafkas sanat geleneklerini yaşatmasıyla da öne çıkıyor.

Şehrin kültürel dokusunu oluşturan ve geleneksel sanatları yaşatma misyonunu üstlenen önemli adreslerden biri ise Batum Devlet Sanat Merkezi .

Bu zengin mirasın en önemli taşıyıcılarından biri Ajara Halk Sanat Okulu. Bünyesinde folklor, dans, müzik, kültürel etkinlik organizasyonu ve geleneksel el sanatları konusunda eğitimler sunan bu kültür merkezi, bölgenin sanat geleceğini şekillendiren bir akademi niteliği taşıyor.

Bu merkez, sadece bir sanat dünyasının ötesinde, nesilden nesile aktarılan kültürel değerler benimseyen ve yayan bir köprü görevi görüyor

Okulun hem yerel hem uluslararası platformlarda kültürel etkileşimi güçlendirmek için yetiştirdiği öğrenciler, Kafkas halklarının köklü estetik anlayışını geleceğe taşıyor.

Kültür Danışmanı Meri Diasamidze, Batum’un Güler Yüzlü Kültür Elçisi

Batum gezimiz boyunca bize rehberlik eden Kültür Danışmanı Meri Diasamidze, sadece ülke sevgisiyle gönüllü görevini yapan bir isim değil; Gürcü kültürünün yaşayan temsilcisi, folklorun ruhunu taşıyan zarif bir profesyonel rehber gibi öne çıkıyor.

Diasamidze’nin alanındaki uzmanlığı, zarafet dolu iletişim becerileri ve bölgesine duyduğu sevgi, Batum’un kültürel zenginliklerini yerinde keşfetmemizi sağlayan paha biçilemez bir katkıydı.

Onun rehberliği sayesinde Gürcü kültürünün derinliği, dansın ritmi, müziğin kucaklayıcı tınısı ve halk sanatlarının büyüsü çok daha anlamlı bir şekilde deneyimlendi.

Diasamidze, Ajara Halk Sanat Okulu’nun yetiştirdiği değerli kültür emekçil kursiyerlerinden biri olarak da bölgenin kültürel mirasına güçlü bir ışık tutuyor.

Ajara Halk Sanat Okulu, Gelenekten Evrensele Uzanan Sanat Köprüsü

Okulun direktörü Vakhtang Beridze, yıllardır kültür ve eğitim alanında uzman olarak yürüttüğü çalışmalarla kurumu bölgenin sanat üssü haline getirmiş durumda.
Kurumda verilen kısa süreli profesyonel eğitim programları—Kültürel Etkinlik Organizatörlüğüfolklorik enstrümantal birlikte yönetimikütüphanecilik ve çeşitli halk sanatları branşları—öğrencilere hem mesleki hem de kültürel kimlik kazandırıyor.

Uluslararası kültürel organizasyonlarda görev alabilecek nitelikte yetiştirilen kursiyerler arasında:

Meri DiasamidzeTsisnami DavitadzeIrma ZedginidzeMariami KelenjeridzeMaia SurmanidzeAna Surmanidze

Bu yetenekler, Gürcü kültürünü dünyaya tanıtacak geleceğin kültür elçileri olarak dikkat çekiyor.

Gürcü ve Kafkas Danslarının Heybeti

Okulun en etkileyici bölümlerinden biri ise hiç kuşkusuz Kafkas ve Gürcü danslarının işlendiği dans akademisi.
Burada öğrenciler, adeta tarih sahnesinden fırlamış gibi duran kıyafetlerle sahneye çıkarak izleyenlere büyüleyici bir deneyim sunuyor.

Kafkas danslarının sert duruşu, çevik adımları ve gurur dolu anlatımı; Gürcü halk danslarının zarif dönüşleri ve dramatik ritimleri ile birleşince ortaya gerçek bir kültür şöleni çıkıyor.

Bu danslar sadece bir gösteri değil; bir milletin karakteri, geçmişi ve gururudur. Ajara Halk Sanat Okulu bu mirası eğitimle, disiplinle ve ustalıkla geleceğe taşıyor.

Yöresel danslar, ezgiler ve geleneksel anlatımlar, uzman eğitmenler eşliğinde yeni nesillere aktarılıyor. Bu çabalar sayesinde Batum'un köklü folklor geleneğinin unutulmaması ve canlılığın kopması hedefleniyor

Geleneksel El Sanatları, Makromenin, Keçenin ve Kök Boyanın Büyüsü

El sanatları eğitiminde öne çıkan isim Mzia Buigishvili, öğrencilere makrome, keçe, kök boya motifleri, boncuk işçiliği ve eski kültürden türetilmiş pek çok obje tasarımı öğretiyor.

El Sanatlarında Maharetli Dokunuşlar

İplerin düzenlemeleri makrome tekniğiyle zarif duvar süsleri, aksesuarlar ve mobilyalar tasarlanırken; yünlerin renkli dünyasında şekillenen keçe sanatı ile özgün çantalar, giysiler ve dekoratif objeler ortaya çıkıyor.


Bu atölyeler, özelliklerine hem el becerilerini geliştirme imkanı sunuyor hem de yaratıcılıklarını kullanarak ortaya somut ve estetik ürünlerin çıkarma keyfini yaşatıyorBu bölüm, geleneksel sanatların sadece korunmadığı; aynı zamanda yeniden yorumlandığı yaratıcı bir laboratuvar gibi çalışıyor

Batum’un Kültür Hazinesi Yaşıyor ve Büyüyor

Ajara Halk Sanat Okulu, Gürcistan’ın kültür damarlarını canlı tutan, gelecek nesillere aktaran bir sanat mabedi.
Kültür Danışmanı Meri Diasamidze gibi değerli isimlerin katkıları ise bu mirasın daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyor.

Kültürel Organizasyonlar ve Kurslarla Sürekli Bir Etkileşim

Sanatsal Faaliyetler ve Müzik Eğitimiyle Doyasıya Bir Kültür Hayatı

Merkez, geniş bir yelpazede operasyonel faaliyetleri barındırıyor. Çeşitli sergiler, dinletiler ve gösterilerle sanatseverlere kapılarını aralayan merkezin önemli bir diğer kolu ise müzik dinletisi,

Geleneksel Gürcü müzik enstrümanlarından modern enstrümanlara kadar pek çok alanda verilen müzik dersleri, Batum'un müzikal potansiyelini de besliyor.

Hem bireysel yeteneğin keşfedilmesine hem de toplu müzikal projelere zemin hazırlayan bu eğitimler, şehrin sanat hayatına canlılık katıyor.
Batum Devlet Sanat Merkezi, düzenlenen kültürel organizasyonlar ve çeşitli kurslarla halkla sürekli bir iletişim içinde olmayı başarıyor.
Yıl boyunca gelişen festivaller, seminerler, paneller ve özel gün etkinlikleri, Batum halkını ve konuklarını sanat ve kültürle buluşturuyor.
Bu etkinlikler, farklı disiplinlerden sanatçılar, akademisyenler ve sanat meraklılarını bir araya getirerek bilgi ve deneyim paylaşımına olanak sağlıyor.

Bu ziyaret, sadece bir gezi değil; kültürün yeniden doğduğu, sanatın nefes aldığı bir yolculuktu.

yilmazparlar@yahoo.com

The Heart of Folk Arts in Batumi

Batumi’s Cultural State Art Center Revives Traditions and Connects New Generations with Art
Ajara Folk Art School – A Beacon of Culture, Folklore and the Future; A Center That Preserves Heritage for Generations to Come

Batumi, the pearl of the Black Sea, deserves recognition not only for its natural beauty but also for its rich cultural production.
Georgia’s cultural city Batumi stands out not only with the sparkle of the Black Sea but also with its deep-rooted Caucasian artistic traditions.
One of the most important institutions shaping the city’s cultural identity and dedicated to preserving traditional arts is the Batumi State Art Center.

Among the key pillars carrying this rich heritage is the Ajara Folk Art School.
Offering education in folklore, dance, music, cultural event organization and traditional handicrafts, this cultural center functions as an academy shaping the artistic future of the region.
The center is more than just an art institution—it serves as a bridge that embraces and transmits cultural values passed down from generation to generation.

Students trained here strengthen cultural interaction both locally and internationally, carrying the deep aesthetic understanding of the Caucasian peoples into the future.

Culture Consultant Meri Diasamidze – Batumi’s Warm-hearted Cultural Ambassador

Throughout our visit to Batumi, Culture Consultant Meri Diasamidze guided us with dedication.
She is not only someone who voluntarily serves her country with love, but also a living representative of Georgian culture—an elegant, professional guide who carries the spirit of folklore.

Diasamidze’s expertise, her refined communication skills, and her love for her region were invaluable contributions that allowed us to discover Batumi’s cultural richness on site.
Through her guidance, the depth of Georgian culture, the rhythm of its dances, the embracing tones of its music, and the magic of folk arts were experienced more meaningfully.

Diasamidze, as one of the distinguished trainees raised by the Ajara Folk Art School, also sheds strong light on the region’s cultural heritage.

Ajara Folk Art School – A Bridge from Tradition to Universality

The school’s director, Vakhtang Beridze, has turned the institution into the region’s artistic hub through his longstanding expertise in culture and education.
The professional short-term programs offered by the school—Cultural Event Organization, Folkloric Instrumental Ensemble Management, Librarianship and various folk arts branches—provide students with both professional and cultural identity.

The trainees prepared to take part in international cultural organizations include:
Meri Diasamidze, Tsisnami Davitadze, Irma Zedginidze, Mariami Kelenjeridze, Maia Surmanidze, Ana Surmanidze.
These talented individuals stand out as the future cultural ambassadors who will introduce Georgian culture to the world.

The Majesty of Georgian and Caucasian Dances

One of the most impressive departments of the school is undoubtedly the dance academy dedicated to Caucasian and Georgian dances.
Here, students take the stage in costumes that seem to have stepped straight out of history, offering a captivating experience to the audience.

The firm posture, agile steps and proud expression of Caucasian dances—combined with the graceful turns and dramatic rhythms of Georgian folk dances—create a true cultural spectacle.
These dances are not merely performances; they embody the character, history and pride of a nation.
Ajara Folk Art School ensures that this heritage is carried into the future through education, discipline and mastery.

Traditional dances, melodies and narrative expressions are passed down to younger generations under the guidance of expert instructors.
Thanks to these efforts, Batumi’s deep-rooted folklore tradition aims to remain alive and unbroken.

Traditional Handicrafts – The Magic of Macramé, Felt and Natural Dyes

In the field of handicrafts, instructor Mzia Buigishvili teaches students macramé, felt making, natural dye motifs, beadwork and many objects derived from ancient culture.

Masterful Touches in Handicrafts

With macramé techniques, threads are transformed into elegant wall decorations, accessories and furniture; while the colorful world of felt gives birth to unique bags, garments and decorative objects.
These workshops not only enhance students’ manual skills but also offer the joy of creating tangible and aesthetic works using their creativity.

This department functions like a creative laboratory where traditional arts are not only preserved but also reinterpreted.

Batumi’s Cultural Treasure Lives and Grows

Ajara Folk Art School is a sanctuary of art that keeps Georgia’s cultural lifeline vibrant and passes it on to future generations.
Contributions from valuable figures like Culture Consultant Meri Diasamidze help this heritage reach wider audiences.

Cultural Activities and Courses: Continuous Engagement with the Public

Artistic Events and Music Education for a Vibrant Cultural Life

The center hosts a wide range of activities. Alongside various exhibitions, concerts and performances, another important department is the music program.
From traditional Georgian instruments to modern ones, music lessons offered at the center enrich Batumi’s musical potential.
These trainings help discover individual talent while also laying the groundwork for collective musical projects, adding vitality to the city’s artistic life.

Batumi State Art Center successfully maintains continuous communication with the public through cultural events and diverse courses.
Throughout the year, festivals, seminars, panels and special day celebrations bring the people of Batumi and visitors together with art and culture.
These events bring together artists, academics and art enthusiasts from different disciplines, creating opportunities for knowledge and experience sharing.

This visit was not just a trip; it was a journey where culture was reborn and art breathed once again.

yilmazparlar@yahoo.com


#BatumiCulture, #AjaraFolkArtSchool, #GeorgianDance, #CaucasusCulture, #FolkArt, #CulturalHeritage, #MeriDiasamidze, #BatumiTrip, #GeorgianFolklore, #CulturalExchange, #TraditionalArt, #FolkDance, #BatumiExperience, #GeorgiaTravel, #CaucasusArts, #FolkCostumes, #CulturalEducation, #VakhtangBeridze, #Handcrafts, #MakrameArt, #KeceArt, #FolkInstruments,

#BatumiCulture, #AjaraFolkArtSchool, #BatumiStateArtCenter, #GeorgianDance, #CaucasusDance, #GeorgianFolklore, #FolkArts, #TraditionalCrafts, #MacrameArt, #FeltArt, #CulturalHeritage, #MeriDiasamidze, #VakhtangBeridze, #GeorgianMusic, #CulturalEducation, #FolkCostumes, #CaucasusCulture, #BatumiArts, #CulturalAmbassador, #GeorgiaTravel, #FolkArtSchool, #HandicraftWorkshop, #TraditionalArts, #CulturalExchange,